Haber

Xinjiang üzerinden yalan üretmek artık inandırıcı değil

2020-09-07

Kısa süre önce, Almanya'dan bir Çin karşıtı sözde bilim insanı Adrian Zenz, "Kısırlaştırmalar ve Zorlayıcı Doğum Önleme: ÇKP'nin Xinjiang'daki Uygur Doğum Oranlarını Bastırma Kampanyası" başlıklı bir makale yayınladı. Makaleyi yayımlayan gazete, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'ndeki etnik azınlıkların "soykırım" tehdidi altında olduğuna dair saçma bir sonuca vararak, yanlış istatistikleri ve oldukça yanıltıcı kaynakları ortaya sürdü. Bununla birlikte, analizi ve sonucu ne bilimsel araştırma standartlarına ne de akademik normlara uygun bir yazı.

Resmi istatistiklere göre, Xinjiang'daki toplam nüfus 2010'dan 2018'e kadar istikrarlı bir şekilde artmaya devam etti. Bu dönemde, daimi ikamet edenlerin nüfusu yüzde 13,99 artarken, Uygur nüfusu yüzde 25,04 ve Han nüfusu yüzde 2,0 arttı. Açıktır ki, Uygur nüfusunun büyüme hızı, genel nüfusun neredeyse iki katı ve Han nüfusunun çok daha üstünde. Uygur nüfusu sadece sekiz yılda 2,5 milyonu aşkın kişi arttı. Bu nasıl bir "soykırım"? Zenz, Çin karşıtı duruşuyla, sonucunu herhangi bir dayanak olmaksızın yalanlar söylüyor.

Xinjiang'ı kimse Çin vatandaşlarından daha iyi tanımıyor. Şu anda, Xinjiang'daki insanların geçimi büyük ölçüde gelişti. Oradaki vatandaşlar artık barış ve huzur içinde yaşıyor. Tüm etnik gruplar nar taneleri gibi iç içe birleşmiş durumda.

Son zamanlarda Xinjiang'daki koronavirüs salgını salgınında, hükümet her zaman olduğu gibi insanlığı en büyük önceliğe koydu. Hükümet, nükleik asit testleri ve profesyonel tedavileri ücretsiz olarak sağlayarak hızlı ve uygun adımlar attı. Bu kapsamlı çabalar sayesinde Çin, Xinjiang'daki koronavirüsün ölümsüz bir şekilde yayılmasına son verdi. 4 Eylül'e kadar, Xinjiang'da art arda 17 gün enfeksiyon görülmedi ve toplumun tamamı normale döndü.

ÇİN'İN İNSAN ODAKLI POLİTİKALARI

Çin hükümeti gerçek eylemleriyle dünyaya en önemli insan haklarının "yaşam hakkı" ve "sağlık hakkı" olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, gerçeklere göz yummak ve nüfus sorunlarını Çin'i karalamak için yeni bir kaldıraç olarak kullanmak, özellikle de Xinjiang'daki tüm etnik gruplardan insanların salgına karşı birleştiği bu tür özel koşullar altında saçma.

Bazı Batılı sözde akademisyenler, insan hakları konusunda çifte standart izliyor. Ancak gerçek şu ki, onların milliyet, din ve insan haklarıyla ilgili suçlamaları hiçbir zaman Xinjiang'daki gerçekler olmadı. Artık pandemi Batı'da yayılmaya devam ettiğine göre, Batılı ülkeler kendi vatandaşlarına da bakmak için daha fazla enerji harcamalı.

Bir Uygur atasözünün dediği gibi, "Köpek ürür kervan yürür." Yalanlar ve iftiralar Çin'in gelişimini durdurmayacaktır. Çin'e ve Xinjiang politikasına saldıranlara verilecek en iyi cevap, Xinjiang'ın istikrarı, refahı ve uyumlu gelişmesidir.