Haber

Yorum: Kaos heveslisi Pompeo dini özgürlüğü tartışma hakkına sahip değil

2020-06-15

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kısa süre önce yayınlanan sözde "2019 Küresel Dini Özgürlük Raporu" Çin'in din işleri politikasına iftiralarla dolu.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, din inançları bastırma iddiasını ortaya atarak Çin'i eleştirdi.

Diğer ülkelerin iç işlerine sözde "din özgürlüğü" adına müdahale etmek, ABD yönetimi tarafından hegemonyayı desteklemek için kullanılan yaygın bir taktiktir. Pompeo gibi Amerikalı politikacılar, Çin'i bastırmak ve engellemek için elinden geleni yaparak "dini kartlar" oynamaya çalışmaktadır.

Açıkçası Pompeo "din özgürlüğü" hakkında her konuştuğunda, dünya insanlarının kendisinin ikiyüzlülüğünü ve ABD'nin uyguladığı çifte standartlarını daha net bir şekilde görmelerini sağlamaktadır.

Uzun zamandır ABD'de ciddi dini çatışmalar ve ayrımcılık yaşanıyor. Buna ek olarak, ABD son on yıl içinde Afganistan, Irak ve Suriye gibi ülkelerde savaş fitillerini ateşlemiş, bu sadece ciddi bir insani felaket yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda farklı dinler arasındaki çatışmayı da yoğunlaştırmış ve terörizmin ve aşırıcılığın dünyaya yayılmasını şiddetlendirmiştir.

Peki Çin'de din politikası ve dini özgürlükler ne durumda?

Bu konuda söz hakkı Çin halkına aittir. Bilindiği gibi, dini inanç özgürlüğünü saygıyla korumak, Çin'in temel ulusal politikasıdır. Örneğin Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde 28 bini aşkın dini mekan ve bu mekanlarda 30 bine yakın din görevlisi bulunuyor. Xinjiang'da her 530 Müslüman vatandaşa bir camii düşüyor ve bu oran dünyadaki birçok Müslüman ülkedeki orandan daha yüksektir. Bununla kıyaslandığında, ABD genelinde cami sayısı, Xinjiang'daki cami sayısının onda birine bile ulaşmıyor.

Şunu hatırlatmanın faydası var; geçen yıl Ekim ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda insan hakları meseleleri incelenirken, 54 ülke, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde terörle mücadele ve aşırıcılığı giderme önlemlerinin hayata geçirilmesiyle ele alınan sonuçları takdirle değerlendirerek, bu önlemlerin Xinjiang'daki tüm etnik gruplara mensup vatandaşların temel insan haklarını etkili şekilde güvence altına aldığını savundu.

Bir yandan ABD yönetiminin salgınla mücadele başarısızlığı 110 bin vatandaşının ölümüne yol açtı. Öbür yandan ırkçı ayrımcılığa karşı protestolar tüm ABD'ye yayıldı. Bunlar ABD'nin büyük bir insani krize girdiğini gösteriyor. Mike Pompeo gibi Amerikalı siyasetçiler bu tablo karşısında herhangi bir sorumluluk hissetmiyor. Dillerinden düşürmedikleri sözde insan hakları ve özgürlük, artık diğer ülkelere saldırmak için araç haline geldi. Her geçen gün daha fazla masum Amerikan vatandaşı yaşamını yitiriyor. Tanrı'ya inandığını söyleyen Mike Pompeo gibi siyasetçiler, Tanrı'nın önünde yabancılaşmayı kışkırtıyor ve insan haklarını çiğniyor. Neden hala günah çıkarmıyorlar?