Haber

Yorum: Batı basını Xinjiang konulu belgeselleri neden görmezden geliyor?

08.12.2019

Xu Yanqing-CRI Haber Merkezi

Çin Medya Grubu'na bağlı CGTN tarafından kısa bir süre önce, Xinjinag'da yürütülen terörle mücadele çalışmalarını tanıtan iki belgesel hazırlandı. İnglizce olarak hazırlanan söz konusu iki belgeselle, terörizm ve dini aşırıcılığın Xinjiang'a getirdiği zararlar ortaya koyulurken, Doğu Türkistan İslami Hareketi terör örgütünün Xinjiang'da gerçekleştirdiği korkunç suç eylemleri gözler önüne serildi. Belgesel yerli ve yabancı sosyal medya platformlarında geniş yankı buldu.

Ancak, eskiden beri Xinjiang'daki insan haklarını manipüle etmeyi seven Batılı basın kuruluşları, söz konusu iki belgesele karşı sessiz kaldı. ABD'de sözde "2019 Uygur İnsan Hakları Politikası Yasa Tasarısı"nın onaylanması için uğraşan siyasetçiler de sanki bir anda ortadan kayboldu.

Xinjiang'da neden terörle mücadele ve aşırıcılığı giderme çalışmaları yürütüldüğünü anlamayanlar, CGTN tarafından çekilen iki belgeseli izledikten sonra bu konuda kendine net cevaplar bulabilir.

Örneğin, Xinjiang'da Terörizme Karşı Savaş isimli belgeselde, 5 Temmuz 2009'da Xinjiang'ın merkezi Urumçi'de, 28 Ekim 2013'te Beijing'de ve 1 Mart 2014'te Kunming'de gerçekleşen terör olaylarına ilişkin gerçek görüntüler kullanıldı ve Çin'in terörizm, bölücülük ve aşırı dincilikle mücadele etmek için harcadığı çabalar gösterildi.

Kirli Eller: Doğu Türkistan İslami Hareketi ve Xinjiang'da Terörizm isimli diğer belgeselde ise, Doğu Türkistan İslami Hareketi'nin aşırıcı düşünceleri yaygınlaştırma, etnik gruplar arasında kin duygusunu kışkırtma ve terör olayları düzenleme gibi girişimleri ortaya koyuldu. Doğu Türkistan İslami Hareketi'nin uluslararası terör sisteminin bir parçası olduğunun birçok gerçekle kanıtlandığı belgeselde, bu terör örgütünün sadece Çin'i değil, küresel güvenliği de tehdit ettiği gösterildi.

ABD Temsilciler Meclisi "2019 Uygur İnsan Hakları Politikası" başlıklı sözde yasa tasarısını onaylayarak, Çin'in iç işlerine alenen müdahale ediyor. Söz konusu iki belgesel, uluslararası toplumun Xinjiang meselesinin gerçek yüzünü görmesini sağlıyor. Ancak, Batılı medya kuruluşları ve siyasetçiler bu gerçekleri görmemeye ve duymamaya çalışarak, bir kez daha çifte standart uyguluyor.

Dünyanın kaosa sürüklenmesini görmekten zevk alan bazı Batılı medya kuruluşları ve siyasetçiler, Xinjiang'da yaşayan insanların güvenliğiyle hiç ilgilenmiyor. Aksine, insan hakları, demokrasi ve özgürlük bahanesiyle Çin'i karalamayı, Çin'in gelişmesini engellemeyi ve Çin'i bölmeyi hedefleyen girişimlerde bulunuyorlar.

Belgesellerde de işaret edildiği gibi, insanların gözündeki Xinjiang imajı, seçtikleri bakış açısı ve görüştükleri kişilere bağlı. Batılı ülkelerdeki bazı kesimler, Xinjiang'ı karalama yolunda ilerlemeye devam ettiği müddetçe sadece terörizme yanlış sinyaller verecek ve bundan doğan sonuçlarla yüzleşmek zorunda kalacak.