Kültür

Karlı Dağdaki Kartal: Taciklerin "Kartal Dansı"

2018-12-12

Ortalama rakımı 5000 metre olan Pamir Yaylası, "Dünyanın Damı" olarak kabul ediliyor. Çoğu insana göre, buradaki hiç bir dağa ulaşılamaz. Karlı dağların üzerinde, sadece kartal rahatça uçabilir.

Kendilerini "kartalın torunları" olarak adlandıran Tacikler, "kartal flütü" çalarak, bu güçlü yaratığa olan saygılarını ifade ediyor.

El davulu çalıp "kartal dansı" yapan Taciklerin zarif hareketleri, kanatlarını iyice açıp süzülerek uçan kartalı anımsatır.

Tacikler, Çin'de yaşayan Hint-Avrupa kökenli ve Kafkasoid ırktan tek etnik gruptur.

Çin'de yaklaşık 40 bin civarında olan Taciklerin büyük bölümü, Pamir Yaylası'nın doğusundaki Taşkurgan Tacik Özerk İlçesi'nde oturur.

"Taşkurgan" sözcüğü, "taş kent" anlamına geliyor. Burası, eski İpek Yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan ve Taciklerin ataları tarafından kurulan Kavanta Krallığı'nın başkentiydi. Aradan bin yıl geçti, ama karlı dağların kucakladığı bu eski kale, Taşkurgan Nehri'nin kıyısında hâlâ dimdik ayakta duruyor.

Taşkurgan'ın batısında, ilçe merkezi yer alıyor. Taşkurgan İlçesi'nin merkezinde bugün 10 binden fazla Tacik yaşıyor. Burası, temiz ve sakin bir yayla kenti…

Yaylanın gurur kaynağı olan kartal, Taciklerin simgesidir. Taşkurgan İlçesi Etnik Kültürler ve Sanatlar Merkezi'nin mimari tasarımına kartal imgesi yansıyor. Bu, Taciklerin kartala duydukları saygıyı da gösteriyor.

Taciklerin, Orta Asya'da yaşayan göçebe bir gruptan türediğine inanılıyor. Tacikler yüksek dağlardaki otlaklarda sığır ve koyun güdüyor, alçak vadilerde ise tarımla uğraşıyor. Yani, Tacikler hayvancılığı esas alan, ama tarımla da uğraşan bir yaşam sürdürüyor.

Tarla işleri sırasında mola veren köylüler mutlaka köyün başında toplanır, kartal flütü çalıp geleneksel danslarını eder. Yayladaki yaşam tarzı doğayla uyum içinde… Burada eğlence türleri az olmasına rağmen, neşeli müzik ve dans, Taciklerin nesilden nesle aktardığı bir eğlence tarzı...

"Kartal dansı", "kartal flütü"nün eşliğinde yapılır. "Kartal flütü" bazen tek başına çalınır. Ama genellikle iki erkek birer flüt çalarken, iki kadın da onlara iki el davuluyla eşlik eder. Farklı durumlarda "kartal flütü"yle çalınan değişik türküler vardır. Fakat çoğu, yüksek tonlu, coşkulu ve neşelidir ve kulağa çok hoş gelir.

Taciklerin geleneksel dansı, "kartal dansı" adıyla tanınıyor. Tacikler mekân sınırlaması olmaksızın, istedikleri zaman kalkıp dans eder. "Kartal dansı"nı genellikle erkekler yapar; fakat biri erkek, biri kadın olmak üzere iki kişinin yaptığı danslar veya toplu danslar da vardır. Dansa genellikle iyi bir oyuncu başlar, onun arkasında öteki kişiler takip eder.

"Kartal dansı"nın adımları "kartal flütü"nün temposuna uyar. Temel hareketler şunlardır: Beli biraz bükmek, sağ kolu ileri doğru uzatarak parmakları yukarı doğru kıvırmak; sol kolu bükerek bele koymak; parmakları açık tutmak; flüt ve davul eşliğinde ayakta 360 derece dönerek, sağ kolu geride tutup sol kolu uzatmak… Bazen iki kol paralel tutularak, bazen de biri yukarıda biri aşağıda tutularak, kartalın gökteki uçuşu taklit edilir. Adımlar mutlaka davulun temposuna uyar, ya ileri, ya geri; ya sola ya sağa doğru atılır. Dans eden bir Tacik, dönerken veya ilerlerken iki omzunu müziğin melodisine göre yukarı ve aşağı doğru titretir.

Tacikler kartala derin bir saygı duyar. "Kartal dansı"ndaki hareketler, bütün geleneksel Tacik danslarının temelini oluşturur. Tacik etnik grubuna mensup olan profesyonel dansçılar, köylülerin dans hareketlerini kendilerine örnek alıyor.

"Kartal dansı" olarak bilinen bu halk dansı, gerçekten de kartalın uçuşunu taklit etmekle mi başladı?

Tacikler arasında çok yaygın ve duygulandırıcı olan bir aşk öyküsü anlatılır.

Uzun zaman önce Vefa adlı bir Tacik delikanlısı varmış. Vefa ve Gülmihri adlı bir kız, çocukluklarından beri ağanın kölesiymiş. Vefa koyun güderken, Gülmihri ev işleri yaparmış. Gece olunca ikisi koyun ağılında kalırmış. Yakın arkadaş olan iki genç birlikte büyümüş ve sonunda birbirlerine âşık olmuş.

Ağa, Vefa ile Gülmihri'nin aşkını duyunca ikisini ayırmış. Vefa uzak bir yerde koyun gütmeye gönderilirken, Gülmihri eve kapatılmış.

Vefa her gün yapayalnız koyun güderken, "Revap" adlı çalgıyı çalıp, Gülmihri'ye olan özlemini dile getirirmiş.

Bir gün koyunlara bir kurt sürüsü saldırmış. Koyunlar dağılıp kaçarken bir kartal gelmiş ve kurt sürüsüyle mücadele etmiş. Sonunda kurtları kaçırmış, ama kartal da ölümcül derecede yaralanmış. Kartal, Vefa'dan kanatlarındaki kemiklerinden flüt yapmasını istemiş ve ölmüş. Çok üzülen Vefa, kartalın kanat kemiklerini almış, üzerine üçer delik açıp, bunları flüt olarak çalmış.

Vefa'nın yaptığı "kartal flütü"nün sesi uzaklara kadar ulaşmış. Gülmihri "kartal flütü"nün sesi sayesinde Vefa'yı bulmuş. Flüt sesini duyan acımasız ağa da gelmiş. Onu gören Vefa hemen "kartal flütü" çalmış, flütün çağrısını duyan yüzlerce, binlerce kartal gelmiş ve vicdansız ağayı oradan kovmuş.

Gülmihri, kartalın uçarken yaptığı hareketleri taklit ederek, Vefa'nın "kartal flütü" eşliğinde dans etmiş. Bu dans daha sonra yaylada her yere yayılmış.

Tacikler çocukken yetişkinleri taklit ederek, "kartal dansı" öğrenir. Bir Tacik, yaşamı boyunca, istediği zaman dans eder ve bitkin düşünceye kadar dansa devam eder.

Taciklerin bir atasözü vardır: "Tavus kuşu inanılmaz derecede güzeldir, ama kartal gibi uçamaz." "Kartal flütü" ve el davulu eşliğinde, Tacikler kartal gibi uçuyor...

(Zhou Jie, Xinjiang Sanat Araştırma Enstitüsü): "Tacikler, 'güneşe en yakın insanlar' olarak tanımlanır, çünkü onlar yaylada yaşar. Yaylada yaşayan etnik grupların birkaç karakteristik özelliği vardır: Birincisi, gökte uçan kartala özel bir duygu beslerler; ikincisi, yaylada yaşam koşulları epey zor olduğu için sık sık kitlesel eğlenceler düzenlerler. Bu, Taciklerin yaşamında bir vazgeçilmez bir etkinliktir. Bu tür eğlencelerde duygularını ifade etmek için coşkun bir sese ihtiyaç duyulur. Tacikler, açık bir müzik ritmiyle, 'kartal flütü' ve el davulu eşliğinde dans eder. O nedenle düğün töreninde olsun, kitlesel eğlencelerde olsun, 'kartal flütü' ve 'kartal dansı' artık Tacik etnik grubunun kültürel simgeleri oldu. 'Kartal flütü'nün sesi ve 'Kartal dansı' bize Tacikleri anımsatır."

Buğulu kayısı çiçekleri, tıpkı taze gelinlerin güler yüzüne benziyor. Sanat topluluğu Daton kasabasından ayrılacakken, bir müjde aldı.

Yörenin yerlileri, sabahın erken saatlerinde Mimanşa amcanın evine geldi. Amcanın kızı bugün nişanlanacak. Tacik gelenek ve göreneklerine göre, bir ailenin düğünü bütün köyün bayramı olur; bütün akrabaları ve arkadaşları mutlaka gelip kutlar.

Yöre sakinleri evin içine girdi ve oturdu. Tacikler, kadınlara ve yaşlılara saygıda kusur etmez. Kapıdan içeri girerken kadınlar ve yaşlılar önden buyur edilir, erkekler veya gençler onların arkasından girer.

Kıza talip olan delikanlı bugün kız evine gelemez, kendi evinde bekler. Onun adına kızın evine bir grup yakını gelir. Tacik gelenek ve göreneklerine göre, evlilik ebeveynler tarafından kararlaştırılırdı. Ama artık gençlerin evlenecekleri kişiyi özgürce seçmeleri teşvik ediliyor. Fakat öyle de olsa, geleneksel nişan töreni gene yapılıyor.

Erkek tarafından gelenler hediyeler getirdi. Getirilen birkaç büyük ekmek, elbiseler ve takılar kız tarafının temsilcilerine, akrabalarına ve arkadaşlarına gösterildi.

(Kamuşbek, erkek tarafının temsilcisi): "Sevgili arkadaşlar, bugün yüreğimizin sesini ifade etmek istiyoruz, herkesin dinleyeceğini ümit ediyoruz. Su aşağı doğru akar, insan ise yukarı doğru yürür. Güzel tespihler tane tane birbirlerine bağlanır, tespihin imamesi Allah'ın elindedir. Biri mücevherden, öbürü mor istiridyeden… Size nişanlanma önerisini sunmak utandırıcı bir şey değil. Kızınızı bize vermezseniz bile, bizim herhangi bir şikâyetimiz olmaz. Nişanlanma önerisinde bulunmak bizim tarafımızın işidir, kabul etmek veya etmemek ise size bağlı. Bugün buraya gelmemizin esas amacı, çiçek gibi kızınıza nişanlanma önerisi sunmak. Biz artık çiçek tomurcuklarını kıyafetlerinizin üstüne atmaya hazırız. Sevgili arkadaşlar, ya kabul edeceksiniz ya da etmeyeceksiniz, biz de yanıtınızı saygıyla dinleyeceğiz. "

"Biz kabul ediyoruz."

"Teşekkürler, teşekkürler."

"Elinizi öpeyim."

Haber yan odaya ulaştırıldı. Erkek tarafından gelenlerden tek kadın, kırmızı bir başörtüsüyle kızın başını örttü. Bu, iki gencin gelecekteki yaşamının mutlu olacağı anlamına geliyor. Kadın konuk ayrıca kıza bir yüzük de takacak. Bu sırada köydeki delikanlılar eve gelip, kızın ve geri kalan herkesin üzerine un serpti. Bu hareket, mutluluğu simgeliyor. Ev, kahkaha sesleriyle doldu.

Öbür odada, kız tarafını temsil edenler, erkeğin ailesine düğün için hazırlanması gereken hediyelerin listesini verdi.

"9. Pakistan'dan bir eşarp, Türkiye'den kırmızı bir başörtüsü; 10. 38 numara bir çift çizme, bir çift deri ayakkabı; son olarak iyi bir yak."

"Çok fazla, değil mi?"

"Değil, değil."

Nişanlan kararı neşeyle alındı. Böylece iki aile bir oldu.

"Kartal flütü" çalındı, "kartal dansı" başladı. Mutlu anlara mutlaka şarkı ve dans eşlik etmeli.

Nişan törenindeki son aşama koyun keserek, bütün konuklara ikram etmektir. Koyunlar, erkek ailesi tarafından getirilen hediyelerden bir bölümünü oluşturuyor. Koyunların kırmızı kanı yere akıyor, konuklara birkaç ay sonra kalabalık bir düğün yapılacağı bildiriliyor.

Tacik düğünü, genellikle sonbahar bolluğunda yapılır. Sonbahar, Pamir Yaylası'nın en güzel mevsimidir.

Eğer o zaman Daton köyüne yeniden gelirseniz, konuksever yöre halkı size sütlü çay ve et yemekleri ikram eder, neşeli "kartal flütü" eşliğinde sizi "kartal dansı" yapmaya davet eder...

Güneşli bir günde, Taşkurgan ilçesinin merkezinde 40 kilometre uzaklıktaki Muzdağ görülebilir. "Muzdağ" sözcüğü, Tacikçede "Buzlu Dağların Babası" anlamına geliyor. 7 bin 534 metre yükseklikte ve 200 metreden kalın buzullarla kaplı olan Muzdağ, Tacikler nesiller boyu büyük bir saygı duyduğu, kutsal bir dağdır.

Sabah saatlerinde, Muzdağ'ın eteğindeki Taşkurgan ilçesinin merkezi hâlâ derin uykuda. Dün Daton köyünden dönen İlfat, alıştığı sabah sporuna başladı.

İlfat, her sabah, iki bacağına 10 kilogramlık birer kum torbası bağlayarak 3 kilometre koşuyor. Rüzgâr demeden, kar demeden azimle yaptığı spor sayesinde, İlfat "kartal dansı" ederken, tıpkı bir kartal gibi esnek ve zarif hareketler yapabiliyor.

Taşkurgan Sanat Topluluğu'nun 20'den fazla dansçısı var. Kültür ve Sanat Merkezi'ndeki sahne, aynı zaman oyuncuların prova yeri... Bugün oyuncular burada prova yaptı ve müdür Mübarek'in Danton'a yaptığı ziyaret hakkında bilgi edindi.

"Daton'da neler öğrendiğimizi arkadaşlara anlat. Daton'lular nasıl dans etti, biz sahnede nasıl dans ettik? Şimdi daire şeklinde yapılan dans türüne bakalım."

"Haydi, arkadaşlar. Bir daire oluşturalım. Sola dönün, sağa dönün. İşte dönüş böyle olur, dışarı doğru da dönebiliriz."

"Onların hareketleri o kadar etkileyici değil, biz sahnede böyle yapıyoruz, bizim hareketlerimiz daha esnek oluyor."

Sanat topluluğundaki dansçıların çoğu, çeşitli sanat okullarındaki dans şubelerinin mezunları… Dansa yatkınlıklarıyla ünlü Tacikler arasında yetenekli olan köylü gençleri de, sanat topluğuna girip profesyonel dans eğitimi alabilir. 19 yaşındaki Behtinur, annesinden dans öğrenmeye 10 yaşında başladı. Şimdi de oturduğu kasabadan sanat topluluğuna seçildi.

(Behtinur): "Bir defasında köyde arkadaşlarımla dans ediyordum, o sırada tesadüfen köyde bulunan koreografi öğretmeni beni gördü ve topluluğa aldı. Bana çeşitli danslar öğretti. Alıştırmalardan sonra şimdi daha esnek bir vücuda sahip oldum. Ayrıca sahnede yüz ifadeleri kullanmayı da öğrendim. Şimdi vücudum daha esnek. Bizim için dans eder misin? Haydi. Bu, bir Arap dansı... Sen bir Tacik dansı et."

Dolkun, Daton kasabasından topladığı folklorik motifleri seçip ayırıyor ve çiziyor. Sanat topluluğu için koreografi tasarımı yapmanın dışında, Dolkun bütün zamanını Taciklerin geleneksel motiflerini toplayıp veri tabanı oluşturmaya ayırıyor.

(Dolkun, Taşkurgan Sanat Topluluğu): "Bu, yak eyeri, at eyeri değil. Eyer üzerinde güzel motifli bir yastık var. Biz Tacikler, eskiden beri bu tür yak eyerleri kullanırız. Bu, elbise kolunda elle işlenen bir motif. Bu, kadın elbisesi motifi… Bu da, şapka üzerindeki motif…"

Bu çalışmasını 20 yıldır sürdüren Dolkun, ilçenin hemen hemen bütün köylerini gezdi. Kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya gelen bazı motifler, onun kalemi ve boya fırçalarıyla korundu.

(Dolkun): "Topladığım Tacik motiflerinin sayısı 600'ü aştı. Bu yıl veya gelecek yıl kitap olarak basılacak. Kitap, Tacik etnik grubunun el sanatları motifleriyle ilgili en kapsamlı fotoğraf albümü olacak. Bunun saklamaya değer bir albüm olacağını düşünüyorum. Biz Tacikler, bu el sanatlarını eski tarihlerden beri kullanıyoruz. Ama şimdiki bazı gençler bunu pek anlamıyor. Yayımlandıktan sonra kitabım, torunlarımızın geleneksel el sanatlarını daha iyi kavramasına yardımcı olacak. Kitabım, Taciklerin kullandığı tüm el sanatları motiflerini içerecek."

Taciklerin geleneksel el sanatları, yaylada yaşayan bu etnik grubun yüzlerce yıllık güzellik arayışını yansıtıyor. Kuzmehmet amcanın açtığı el sanatları dükkânındaki ürünlerin çoğunu, köylerdeki Tacik kadınları evlerinde yaptı. Dükkânda geleneksel "kartal flütü" de satılıyor.

(Kuzmehmet)

Tamam.

Bu flüt gerçekten de kartal kemiğinden yapılan flüt mü?

Gerçekten kartal kemiğinden yapıldı. Bu kemik, kartal kanadının bir parçası…

Günlerdir Pamir Yaylası'ndayım. Sadece bir defa kartal gördüm. Şimdi kartal sayısı çok az.

Bu flütün kemiğinin gerçekten kartal kemiği olduğundan emin misiniz?

Gerçekten kartal kemiği… Antika bir şey…

Daha önce aldı.

Malları nereden alıyorsunuz? Bunu da nerede buldunuz? Bu çift "kartal flütü"nü nerede buldunuz?

Köydeki bir çoban yaptı. Köyden aldım. Bu "kartal flütü" 50 yıllıktır. Yeni değil.

Bu flüt 50 yaşında, 50 yıl önce yapıldı.

Hiç benzemiyor.

Bu çift "kartal flütü"nü kaça satacaksınız?

Bin yuan.

Bu kadar pahalı mı? Ama şimdi bunun gibi şeyler artık bulunmaz.

Bu da gerçek mi?

Evet, bu da gerçek…

Bunun çifti kaç yuan?

400 yuana aldım. Dükkânda kaça satacaksınız?

500 yuana.

Başka var mı? O "kartal flütü" hangi malzemeden yapılmış?

Bu ucuz, lastikten.

Kaç yuan?

Bu ucuz, kutusuyla birlikte 150 yuan.

150 yuan.

Kutu biraz pahalı… Flüt daha ucuz.

Bu lastik flütü siz çalar mısınız? Sesini bir dinlemek istiyorum.

Bu farklı bir şey…

Sadece 3 ses deliği olan "Kartal flütü"yle, yalnızca 7 ton çalınabiliyor. Ama özgün olan gerçek kartal kanadı kemiğiyle yapılmış flüt, metal flütün sesini aratmayan bir güce sahip... Söylendiğine göre, gerçek "kartal flütü"nün sesine benzemesi için, lastik flüt yapılırken, malzemenin içine kemik tozu eklenir.

Yaşlarına göre değişik büyüklükte olan kartalların kanat kemiklerinin uzunluğu da farklı olur. Daton kasabasından getirilen bu çift kemik 30'ar santim uzunluğunda. "Kartal flütü"nün uzunluğu genellikle 22- 23 santimetre olur. O nedenle Nusret, kemikleri kesmek zorunda kaldı.

(Nusret): "Şimdi kemiğin iki ucunu da kestim. Sonra ince ucuna bir delik açacağım, geniş ucu ise insanın dudağına yaklaştırılarak çalınır. İşte bunun gibi."

" 'Kartal flütü'nün üzerine 3 delik açılır, araları cetvelle değil, büyük parmakla ölçülür. Kemik elde tutulup, büyük parmak uzunluğunda ilk delik, sonra aynı aralıkla bir daha delik açılır. Flütün yukarı kısmı 12-13 santimetre uzunluğundadır; altında 3 delik vardır; bunların arası aşağı yukarı 10 santimetredir."

Serbestçe uçan kartal adeta gökte süzülen bir ruh gibi... Kartalın kanat kemiğinin ortası boş ve iliksizdir. Çok sert olan kemiğin cidarı çok incedir. Bu, kartalın "kuşların kralı" olmasını sağlayan gizlerden biridir. "Kartal flütü"nün sesiyle ölü bir kartal yeniden yaşama dönüp, mavi göğe uçar.

"Kartal flütü"nün yapımı çok basit, ama yapımcının becerisi ve deneyimi çok önemlidir.

"Küçük delik açıldıktan sonra, bıçakla büyütülür. Bu bıçağı babam verdi, daha önce o kullanmıştı. Bıçağı 1965 yılından beri kullanıyorum. Bu bıçak delik açmaya çok uygun.

Bu bıçağın 50 yıllık geçmişi var."

"Bak, bu flüt tamamdır. 'Kartal flütü' çiftler halinde olur. Şimdi de öbür flütün deliklerini açacağım."

İkinci flütün yapımı zordur. Çünkü birinci flütün dış görünüşüne benzemeli, ayrıca sesi de aynı olmalıdır. Gösterilerde, sadece çift olan "kartal flüt"leri çalınır. Bir çift flütten biri bozulursa, öteki sadece solo çalmaya yarar.

Kartal kemiği çok sert olduğu için üzerine delik açılırken özen gösterilmelidir. Delik açılırken bozulursa, bir çift kartal kemiği de israf edilmiş olur.

"Güzel, bu flütü de yaptım. Bunun delikleri biraz küçük. Flütün tonunun alçak veya yüksek olması, deliklere bağlıdır. Bu nedenle deliklerin büyüklüğünü ayarlayacağım. Tamam, bu flütün tonunu da ayarladım."

" 'Kartal flütü' üzerindeki 3 delik açıldıktan sonra hemen kullanılmaz, motiflerin de oyulması gerekir. Bu işlem 2 veya 3 gün alır. Sonra evin kirişine 10 veya 15 gün süreyle asılıp tütsülenir. Bundan amaç, flüte renk katmak ve mikroptan arındırmaktır. Böylece 'kartal flütü'nün rengi beyazdan açık bronza dönüşür. Flüt sadece güzel bir dış görünüşe sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda kötü de kokmaz. Sen şöyle geç, bunu as. Sen de şunu as. Deliğin ortasından geçirip saracaksın."

Delik açma, motif oyma, tütsüleme ve süs bağlama işlemleri 15 gün sürer. Bu süre sonra zarif bir çift "kartal flütü" tamamlanmış olur.

Her Tacik'in evinde, kendi eliyle yaptığı çalgı bulunur. Çalgı, evdeki günlük eşyalardan biri gibi kabul edilir. Bir Tacik neşeli olduğu zaman, evdeki çalgılardan birini alıp çalmaya ve şarkı söylemeye başlar.

"Bu Revap'ı kendim yaptım. Yapım tekniğini babamdan öğrendim. Eskiden babam kendi eliyle çalgı yapardı, şimdi bu işi ben devraldım. Revap, 'kartal flütü' ve diğer birçok çalgıları yapabilirim. Bu Revap'ın arkasına kırmızı bir keçi başı, diğer yerlere ise geleneksel Tacik motifleri oydum."

Nusret, tarih öğretmeniydi. Uzun zaman ortaokul müdürlüğü yaptı. Emekli olunca bütün zamanını el sanatlarına ayırmaya başladı. Birkaç yıl önce Taşkurgan Etnik Sanatlar Müzesi kurulurken, müzede sergilenecek hayvan modellerinin çoğu, Nusret tarafından yapıldı.

"Bir kırmızı keçinin yaşını öğrenmek için, boynuzlardaki kertikleri sayarsın. Her iki kertik bir yaş demektir. Biz de sayalım, toplam 18 kertik var, demek ki bu kırmızı keçi 9 yaşında..."

Pamir Yaylası'na ait birçok yabani hayvan çeşidi artık çok nadir bulunuyor. Eskiden vahşi kuşlardan sadece kartallar değil, şahin ve akbabalar da sık sık görülürdü. Müzede saklanan bu modeller, yaylanın göğünde daha önce görülen manzarayı anımsatıyor.

Tacikler, kendilerini "kartalın koruyucusu" olarak adlandırır. Tacik Müzesi'nde kartal imgesinin bulundurulması zorunludur. Nusret, sipariş üzerine müze için bu kartal modelini ve kartalın iki kanat kemiğiyle bir çift flüt yaptı.

Kartal artık devlet koruması altına alınan bir kuş olduğu için avlanması da yasak. Kartal modelinin yapımı için, Taşkurgan ilçe hükümeti, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hükümetine özel bir başvuruda bulundu ve hayvan koruma kuruluşunun özel izni aldıktan sonra bu kartalı avlandı ve modeli yapıldı.

Gökteki kartal sayısı azalırken, yeryüzünde "kartal dansı" yapanların sayısı çoğalıyor.

Yıllar boyunca bu dans, Taciklerin yaşamının bir parçasıydı. Sıradan Tacikler geleneksel danslarını bir sanat olarak görmüyor ve "kartal dansı" kavramını hiç kullanmıyordu. Geleneksel dansları sadece "Tacik dansı" olarak adlandırıyorlardı. Birkaç kuşağa mensup dans sanatçılarının çabaları sayesinde, Taciklerin geleneksel dans dağarcığı da zenginleşti.

Yetenekli bir dans sanatçısı olan Müdür Mübarek, artık sahneye çıkıp gösteri yapmıyor. Şimdi kendini genç oyunları yetiştirmeye adayan Mübarek, genç oyuncuların folklorik dansların özgün tarzını benimseyip, profesyonel anlamda yeni danslar oluşturmalarını istiyor. Benzer bir yolu, Mübarek daha önce denemişti.

Mübarek'in babası Taboldi, ünlü bir folklorik dans sanatçısı... Taboldi, 40 yıl önce, ilçedeki ilk amatör dans grubunu kurdu. Çocukluğundan itibaren babasının izinden giden Mübarek, Xinjiang Sanat Okulu'nun dans şubesinde öğrenim gördü.

Mübarek mezun olduktan sonra Taşkurgan Sanat Topluluğu'na döndü. Babasının öğrencisi Dalrıbay'la birlikte sık sık köylere gidip, deneyim edindi. Profesyonel eğitim almış olan Mübarek, yöre yerlilerinin dans hareketlerinden esinlendi.

(Mübarek, Taşkurgan Sanat Topluluğu Müdürü): "Gündüz tarım işleriyle uğraşıyorlar. Ben de zaman ayırarak dans hareketlerini öğretmelerini rica ettim. Adımlar nasıl atılır, el nasıl tutulur... Dans eden ve 'kartal flütü' çalan birkaç yaşlı, dansımıza özen göstermiyor. 'Siz profesyonel dans oyuncularısınız. Tacik dansını da yapmaz mısınız?' diye sordular. Biz de okulda diğer etnik grupların danslarını öğrendiğimizi ve şimdi de Tacik dansını öğrenmeye geldiğimizi anlattık ve akşam bize ders vermelerini bir daha rica ettik. Sonra bize öğrettiler. O dönemde yaşam zordu. Biz de, bize dans öğretenlere çay vb. gibi hediyeler, bazen de para verdik. Yöre halkı bize 6 ay süreyle dans öğretti. 6 ay sonra öğrendiğimiz hareketleri birleştirerek, 10 hareket birleşimi tasarladık. Bu hareket birleşimleri bugün hâlâ kullanılıyor."

Profesyonel dans sanatçıları, geleneksel Tacik dansının özgün özelliklerini korumak şartıyla, Taciklerin kartala karşı duydukları saygıyı daha güçlü ve daha heyecanlı şekilde ifade edebilecek dans hareketleri haline getirdi. Taciklerin "kartal dansı", ilkel halk dansı türünden, canlı etnik renk taşıyan ve zengin ifade gücüne sahip olan bir sahne sanatına dönüştü.

(Mübarek)

"Sahneye taşınan 'kartal dansı' ile halk arasında yaygın olan 'kartal dansı' biraz farklı. Çünkü halk dansı olan 'kartal dansı'nın hareketleri çok basit, sadece dönme gibi hareketler var. Sahneye taşıdıktan sonra daha çok hareket ekledik. Profesyonel dans eğitimi aldığımız için "kartal dansı"na bazı bale öğeleri de ekledik. Sanat düzeyi yükselince, "kartal dansı"nı Taciklerin icat ettiğini diğer etnik gruplar da anladı. "

3 kuşağa mensup profesyonel dansçıların ortak çabaları sayesinde "kartal dansı" ilk defa 1980 yılında Pamir Yaylası'ndan çıkıp, başkent Beijing'de sahneye taşındı. Mübarek'in koreograflardan biri olarak grev aldığı "Pamir Yaylası'ndaki Kartal" adlı gösteri 1986 yılında büyük başarı kazandı. Yayla dışında giderek daha fazla insan Taciklerin "kartal dansı"nı tanıdı.

Yayladan uçup Çin genelinde sahnelere çıkan "kartal dansı", bugün Tacik etnik grubunun kültürel simgesi haline geldi. Ne yazık ki, Pamir Yaylası'nın göğünde kartallar az görünüyor. Bir de devletin korumasına altına alındığı için kartal kemikleri elde etmek artık mümkün değil. O nedenle bugüne kadar korunan her "kartal flütü" daha da değerli...

"Kartal flütü"nün tarihinin ne kadar eskiye dayandığını Tacikler bile bilmiyor. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Müzesi'nde kemikten yapılma 3 delikli bu flütü gördük. Pamir Yaylası'nın doğusundaki ovada yeraltından çıkarılan bu flütün yukarı kısmı tahrip olmuş. "Kartal flütü"ne çok benzeyen bu çalgı, acaba bugünkü Tacik flütlerinin atası olabilir mi?

(Zhou Jie, Xinjiang Sanat Araştırma Enstitüsü): Bu, "Çağdaş Tacik 'kartal flütü'ne çok yakın bir çalgıdır. Hangi etnik gruba ait olduğu konusunda bilim çevresinde farklı görüşler var. Tarım Vadisi'nde yaşamış eski insanların büyük bölümünün, Hint-Avrupa dili konuşan Saka kabilelerine ait olduğunu biliyoruz. Tuluksaya bölgesinde aynı dönemde çıkarılan eşyayla kıyaslandığında, bu kemik flütün Sakalara ait bir kültürel kalıntı olduğu bellidir. Sakalıların konuştuğu dil, Hint-Avrupa dil ailesine aittir. Bu dil, şimdiki Taciklerin konuştuğu dile çok yakındır. Bazı bilginler, eski Saka diline benzeyen ve hâlâ kullanılmakta olan dili, Vahan Tacikçesi olarak adlandırıyor. Bence bu kemik flütün sahibi Pamir Yaylası'nda yaşayan ve çalgısını Tuluksaya bölgesine getiren bir kişiydi. Ya da flüt, o zaman Tarım Vadisi'nde oturanlar arasında yaygın olan çalgılardan biriydi. Bu iki fikrin hangisinin tarihi gerçeklere daha uygun olduğunu, şu an kimse söyleyemez. Biz sadece tahmin yürütebiliyoruz. Fakat belli bir nokta var: Bu çalgının, şimdiki 'kartal flütü'yle yakın bir ilişkisi var: İkisi de aynı türe ait."

Kartal kanadı kemiğiyle yapılan 3 delikli flüt, Pamir Yaylası'nda yaşayan başka etnik grup olan Kırgızlar arasında görülüyor. Ne var ki, "kartal flütü"ne en büyük değeri Tacikler veriyor. "Kartal flütü", karlı dağların tepesinde, kartalın ruhunu çalıyor.

Haziran 2006'da, Taciklerin "kartal dansı" Çin Devlet Konseyi tarafından Birinci Ulusal Maddi Olmayan Kültür Mirasları Listesi'ne dâhil edildi.